18 Eylül 2008 Perşembe

Organik Tarım (Ekolojik Tarım-Biyolojik Tarım) Nedir?


Tarımsal üretimde kullanılan kimyasalların (ilaç, gübre gibi) olumsuz etkilerinin insan ve toplum sağlığı üzerindeki zararları artarak kendini hissettirmeye başlamıştır. Tüm bu olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amacıyla kimyasal gübre ve tarımsal savaş ilaçlarının hiç ya da mümkün olduğu kadar az kullanılması, bunların yerini aynı görevi yapan organik gübre ve biyolojik savaş yöntemlerinin alması temeline dayanan Ekolojik Tarım Sistemi geliştirilmiştir. FAO ve Avrupa Birliği tarafından konvansiyonel tarıma alternatif olarak da kabul edilen bu üretim şekli değişik ülkelerde farklı isimlerle anılmaktadır. Organik Tarım, ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içermekte olup, esas olarak sentetik kimyasal tarım ilaçları, hormonlar ve mineral gübrelerin kullanımını yasaklaması yanında, organik ve yeşil gübreleme, münavebe, toprağın muhafazası, bitkinin direncini artırma, doğal düşmanlardan faydalanmayı tavsiye eden, bütün bu olanakların kapalı bir sistemde oluşturulmasını öneren, üretimde sadece miktar artışının değil aynı zamanda ürün kalitesinin de yükselmesini amaçlayan alternatif bir üretim şeklidir.Türkiye ile aynı iklim kuşağına sahip ülkelerin topraklarında organik madde miktarı oldukça düşük düzeyde olmaktadır. Buna bağlı olarak toprakların besin elementi tutma kapasiteleri de düşük olmaktadır. Toprakların humus miktarının artırılması toprağın verimliliğinin artması olarak değerlendirileceğinden uzun sürede toprak verimliliği açısından son derece önemlidir. Almanya, Rusya ve İngiltere’de halen devam etmekte olan uzun süreli deneme sonuçlarına göre topraklara uygulanan değişik gübreleme programları sonucu, yalnız başına kimyasal gübre uygulanan parsellerde toprakların humus miktarında başlangıç anına göre bir düşüş olur iken; organik madde ilavesi yapılan parsellerde bu değerin biraz arttığı fakat organik madde ilave edilen parsellerde humus miktarının daha da artığı ve mineral gübre uygulamasına oranla %114 oranında verim artışı sağlandığı rapor edilmektedir. Benzer denemelerde toprağa organik madde ilavesinin topraklara stabil bir yapı kazandıracağı ve üst topraktaki yüzeyindeki besin elementlerinin ortamdan daha az uzaklaşacağı tahmin edilmektedir ki bu toprakların sürekliliği açısından son derece önemli bir stratejidir. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin bir çoğunda toprak verimliliğini ve toprağın üretim kapasitesini devam ettirerek ve geliştirmek için doğal kaynaklardan yararlanılmaktadır. Bugün bir çok batı ülkesi bilinen klasik tarım teknikleri yerine doğayı da koruyacak mekanizmaları olan alternatif tarım teknikleri uygulamaktadırlar. Çoğu ülkelerde organik tarım adı altında geliştirilen sistemde mümkün olduğunca tarımsal üretimde doğal kaynakların kullanılması ön plana çıkarılmaktadır. Hızlı artan dünya nüfusu karşısında gerekli ve yeterli gıdaların sağlanması için kimyasal girdi kullanımı tarımsal üretimin her alanına girmiştir. Fakat yakın geçmişte özellikle de kimyasalların ilk ve en yaygın kullanıldığı ülkelerde yeni alternatif yaklaşımlar ortaya atılmaya başlanmıştır. Bitkilerin beslenmesinde özellikle de bitkilerin doğal mekanizmalarının kullanılması, bunun yanında ilave takviyelerin yapılması ön plana çıkmaktadır. Batı Avrupa ülkelerinde bugün % 10 ‘lafına yaklaşan organik tarım işletmelerinin varlığı bilinmektedir. Bu işletmelerde mümkün olduğunca organik kaynaklar kullanılarak daha sağlıklı ve kaliteli ürünler üretilerek tüketicilere sunulmaktadır. Hatta pazarlarda bu ürünler bir kaç katı daha yüksek fiyata alıcı bulmaktadır.Organik Üretim Nedir? Bir organik organizasyona göre organik üretim doğal üretimler içerisinde yer alır. Organik tarımda materyaller ve ürünler sürekli olarak tarım sistemi içerisinde kullanılır. Organik tarımın anlamı; ürünlerin sentetik gübreler, herbisit, insektisit veya fungusit kullanılmadan yetiştirilmesidir. Yoğun tarımın yerine alternatif tarım uygulamaları, toprak sağlığını korur ve sentetik girdilere ihtiyaçları azaltır. Bitki üretiminde temel olarak organik girdilerin ihmal edildiği sentetik gübreler ve pestisitler kullanımının yoğun olarak uygulandığı tarım sistemleri elemine edilmiştir. Organik bitki üretiminde hastalıklara, böcek zararlılarına ve yabani otlara karşı bitkiler doğal bağışıklık sistemlerini geliştirmek için bitki rotasyonu kullanarak ve organik madde sağlamak yoluyla toprak sisteminde bitkilerin dayanıklılığı artırılır.Organik Tarımın İlkeleriEkolojik tarımın başlıca 3 ilkesi bulunmaktadır. Bunlar:1. Doğa ile uyumlu üretim2. Kapalı Sistem (Kendine Yeterli Tarım)3. Ekim Nöbeti Bu ilkeler altında ülkesel ve yöresel koşullar dikkate alınarak ekolojik tarım aktiviteleri değişkenlikler kazanabilirler. Ancak, genel olarak aşağıdaki faaliyetleri içerirler. Bitkisel Üretimde; Uygun yöntemlerle minimum toprak işleme Toprak verimliliğinin korunmasına ve artırılmasına yönelik çalışmalar Kimyasal gübre yerine organik gübre kullanımı Dayanıklı, sağlıklı tohum ve bitki çeşitlerinin seçimi Uygun ekim-dikim yöntemi Bitki korumada doğrudan kimyasal girdi kullanımı yerine ekolojik yöntem ve girdi kullanımı Hasat, depolama, işleme ve paketleme faaliyetlerinin ekolojik yöntemler içinde yürütülmesiHayvansal Üretimde; Sağlıklı hayvan yetiştiriciliği Uygun ahır koşulları Organik yemlerden yararlanma Damızlık ve ırk seçiminde ekolojik uygunlukTüm ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ekolojik tarım belirli bir kültürel ortamdaki sosyal, ekonomik ve ekolojik faktörlerin dengeli gelişmesini sağladığı görülmektedir. Kültürel yapı içinde tüm faktörlerin birleştiği sistem-felsefe ekolojik tarımdır.Organik Tarımın Avantaj ve DezavantajlarıAvantajları Ülkemizde sentetik kimyasallar çiftçilerimizin büyük bir kısmı tarafından ya çok az kullanılmakta, ya da hiç kullanılmamaktadır. Bu nedenle ekolojik tarıma geçişin kolay olması beklenebilir. Üretici geliri ürüne bağlı olarak artmaktadır (Ortalama %10 artış olduğu tahmin edilmektedir.). Fiyatı hızla artan kimyasal gübre, pestisit ve enerji girdilerinden tasarruf edilmektedir. Sözleşmeli tarımla üreticinin tüm ürününün alınması garanti edilmektedir. Ekolojik ürünlerin ihraç fiyatı diğer ürünlerden % 10-20 oranında daha yüksektir. Ekolojik Ürünlerin ihracatı ile ülkemiz tarım ürünleri için ilave bir kapasite yaratılmaktadır. Dolayısıyla ihraç edilen her ton daha önce ulaşılamayan tüketici kitlesine gitmektedir. Özel bilgi isteyen ekolojik tarım modeli Ziraat mühendisleri için yeni istihdam sahaları yaratmaktadır.Dezavantajları Ülkemizde tarımsal ürün arzında yıldan yıla önemli dalgalanmalar görülmektedir. Hızla artıp gençleşen nüfus, tüketim düzeyinin ve çeşitliliğinin sürekli artması ve çevredeki ülkelerin hemen hepsinin tarımsal ürün talep eden özellikleri sebebiyle organik tarımın (verimde meydana gelebilecek azalma nedeniyle) kısa vadede gelişmesi zor görünmektedir. Ekolojik tarım metoduyla bitkisel üretimde ortaya çıkan bir sorun, arazilerin çok küçük, parçalı ve birbirine yakın olmasıdır. Bu durum organik üretimi olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü ekolojik üretim yapan bir işletmenin çevrede üretim yapan diğer klasik işletmelerde kullanılan kimyasallardan etkilenmemesi mümkün değildir Ekolojik tarım sisteminde yetiştirilen ürünlerin pazarlanması özellikle iç piyasa için yeni ve belirsiz bir konudur. . Konunun yeni olması nedeniyle yeterli tarımsal yayım çalışmaları ve eleman bulunmaması ekolojik tarımın diğer olumsuz yanıdır.Organik Gübreleme Yöntemi: Organik gübrelemenin esası kimyasal gübrelerin kullanılmamasıdır. Doğal olarak toprakta bulunması gereken besin elementi miktarı için bitki üretim sisteminde tercih edilen görüş; organik gübrelerin yerini alan kimyasal gübrelerin hem sağlık açısından uygun olmadığı, hem de yüksek maliyette olduğu bildirilmektedir. Hayvansal gübrelerin kullanımı bilinen en eski zirai uygulamalardır. Ancak hayvansal kaynaklı gübreleri kullanmadan önce, kompost halinde işleme tabi tutmak; zararlı bakterileri öldürür, istenmeyen kokuyu giderir ve NO3 kaybını minimize eder. Diğer organik besin kaynakları; balık artıkları, doğal fosfatlar (kaya fosfatı), kemik unu, pamuk tohumu ve yosundur. Diğer bitkilerle birlikte rotasyon yaparak baklagil bitkileri yetiştirmek gübre uygulamaları açısından çok önemlidir. Bilindiği üzere baklagiller bitki köklerindeki nodüllerde rhizobial bakteriyi barındırırlar. Bu bakteriler aracılığıyla havadaki serbest N formunu bitkinin kullanacağı forma dönüştürerek bitkinin almasını sağlarlar. Yonca, lupin, gibi baklagiller kendi azot gereksinimini bu şekilde sağlarlar. Genellikle, geniş tohumlu baklagiller yani tanesi için yetiştirilen bakteriler (fasulye gibi) azot üretiminden daha fazla azotu tohum üretimi için kullanılır ve genellikle toprak azotunu artırmada yada iyileştirmede kullanılmaz. Baklagiller veya yulaf, çavdar ve buğday gibi baklagil olmayan bitkilerin yaprakları toprakta N kaynağı olarak kullanılır ve yeşil gübreleme olarak adlandırılır. Bir baklagil olan Avusturya kışlık bezelyesi yaygın olarak kullanılır. Organik Tarımla İlgili Çeşitli AraştırmalarABD’ de, 1990’ lı yıllarda organik tarıma dayalı bitki yetiştirme talepleri % 24 olarak artmıştır. Bu taleplerin başında tüketicilerin bilinçlenerek, ürünler üzerinde pestisit atıkları ve bunun gibi kimyasal girdilerin karşısında olmaya başlamışlardır (Govindasamy ve Thompson). Besin, çevre sağlığı ve alternatif toprak ıslahı sürdürülebilir tarım açısından önemli görülmüştür. Fakat organik besinlerin popülütesi artmasıyla birlikte ekonomik girdilerde artmaya başlamıştır (Govindasamy; Klonsky ve Thompson). Bununla birlikte organik tarıma olan taleplerin % 12-60 oranında artış izlenmiştir (Lohr, 1998). Bu da çiftçilerin organik tarıma daha çok eğilim göstermesini sağlamıştır (Langley; Klonsky ve Thompson). Organik tarım için yeniden ıslah edilen organik girdilere sahip bir toprak çeşidi, toprak bünyesi için ileriye dönük olarak yarar sağlamıştır. Bu yararların başında bitki için yeterli su kapasitesinin artması, KDK, toprağın düşük hacim yoğunluğu, ve yararlı mikroorganizmaların etkinliği üzerinde etkileri olmaktadır (Doran ve Drinkwater). Kompost uygulamalarıyla toprak ıslahı, toprak agregasyonlarını artırmasından dolayı pH stabilizasyonunu ve yüksek infiltrasyon hızını artırır (Stamatiadis ve ark., 1999). Toprağın kimyasal karakterleri, toprak ıslahı ve üretim sistemleri tarafından belirlenir. Örneğin, Rodela enstitüsünde uzun dönemlik baklagil üretimi ve organik üretim sistemlerinde toprak organik maddesinin artımı ve nitrat kaybının azaldığı görülmüştür (Drinkwater ve ark., 1998). Geleneksel (kimyasal girdilerin olduğu) tarım sistemlerine göre, organik üretim sistemlerinde topraktan daha az miktarda N kayıpları ve su kayıpları görülmüştür (Liebhardt ve ark., 1989).Geleneksel tarımda, topraktaki N miktarı toprak mikrobiyal komponentleriyle negatif ilişki içerisinde bulunurken, organik tarım koşullarında pozitif ilişki içerisinde bulunmuştur (Gunapala ve Scow, 1998). Aynı zamanda organik tarım üretimiyle elde edilen verim ile geleneksel tarım üretiminden elde edilen verim miktarlarının eşit olduğu gözlenmiştir. Kaliforniya’ da sebze bahçelerinde yapılan bir araştırmada organik tarımdan gelen verim miktarıyla geleneksel tarımdan alınan verim miktarının eşit düzeyde olduğu bulunmuştur (Drinkwater ve Stamatiadis). Pensilvanya’ da yapılan başka bir araştırmada da önceki araştırmayı doğrulayacak paralellikte verim miktarlarında birbirlerine benzerlik bulunmuştur (Drinkwater ve ark., 1998). Sınırlandırılmış arazi çalışmaları ışığı altında, organik ve geleneksel üretim sistemlerinde mikrobiyal populasyon üzerinde toprak ıslahının etkisi olduğu anlaşılmıştır (Drinkwater ve Gunapala). Bununla birlikte, mikrobiyal aktivite ve biomasın geleneksel tarıma göre, organik düzenlemelerle yapılan tarımda daha yüksek olduğu görülmüştür (Drinkwater ve ark., 1995). Yapılan çoğu araştırmalarda organik uygulamaların toprakta mikrobiyal populasyonu artırmakta kalmayıp, türlerin çeşitlenmesi ve ayrıca mikroorganizma faaliyetlerinin de artmasını sağlamıştır. Kaliforniya’ da domates üzerinde yapılan bir çalışmada artan aktinomiset aktivitesinin bir çeşit kök mantar hastalığını engellediği görülmüştür (Workneh). Organik tarım uygulamalarının toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini düzenlediği ve birbirinden ayrılması mümkün olmayan toprak ve bitki sistemlerinin ileriye dönük ilerlemesine olanak verir. Yapılan başka bir araştırmada organik uygulamaların, sentetik uygulamalara göre Ca, K, Mg, Mn içeriginin toprakta artmasını sağlamıştır (Bulluck ve ark., 2001). Bu çalışmaya benzer olarak, Çiftlik gübresi uygulamalarıyla, bitkide C, P, K, Ca ve Mg konsantrasyonu artarken toprakta C, P ve K içeriğinde azalma olduğu görülmüştür (Clark ve ark., 1998). Toprak pH’sı sentetik uygulamalara karşı alternatif tarım uygulamalarının ilk başta düşük olarak ölçülmüş, ancak ilerleyen zaman içerisinde sentetik uygulamalara karşı alternatif uygulamalardaki pH miktarının daha yüksek bir seviyede seyrettiği gözlenmiştir. Organik uygulamalar ileriye dönük olarak organik madde miktarının artımını, fiziksel ve kimyasal özelliklerin iyileşmesini uygulanan düşük dozdaki gübrelerle sağlamıştır. Başka bir araştırmada elma veriminin hem organik hem de geleneksel tarım sistemlerinde eşit olduğu görülmüş, bununla birlikte organik tarım uygulamalarında daha kaliteli elma meyveleri alındığı gözlemlenmiştir (Reganold ve ark., 2002). Şekilde yararlı bir toprak mantarı olan Trichoderma türünün organik ve geleneksel (sentetik) tarımda farklı hasat zamanlarında etkinliği gözlemlenmiştir (Bulluck ve ark 2002). Her iki grafikte; organik (alternatif) yetiştiricilik yapılan ortamda bulunan mantar türünün, geleneksel (sentetik) üretim yapılan ortama göre daha yüksek mantar kolonileri oluşturduğu görülmüştür. Bulluck ve ark (2001) yaptığı çalışmada da geleneksel tarıma göre organik tarım girdilerinin toprak biyolojisini, kimyasını ve fiziksel özelliklerini ve aynı zamanda verimini de artırdığı görülmüştür. Organik tarım uygulamalarının yaygınlaşması ve ileri dönük olarak insan nüfusunun artışı ile dengeli bir şekilde beklenen taleplere cevap verebilmesi için mali girdilerle birlikte tüm ekolojik unsurları göz önünde bulundurulması gerekmektedir. tüm bu faktörlerin karşılaştırıldığı bir deneme geleneksel tarıma göre organik tarımın mali girdilerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Ancak organik tarım uygulamalarının, geleneksel ve bütünleştirilmiş tarım uygulamalarına göre daha az N kayıpları, pestisit riski, otsu bitkilerin biyolojik farklılığı gibi bir çok çevresel faktörler yönünden daha uygun olduğu anlaşılmıştır. (Pacini ve ark., 2002). Zirai üretimde ortaya çıkan sonuçlar, ekonomik üretim ve çevresel amaç arasındaki dengeyi bulmaya yardımcı olur (Halberg, 1999). Hardaker (1997) sürdürülebilir tarım ve tarımsal gelişme arasındaki dengeyi uygun bir stratejiyle ele almak gerektiğini vurgulamıştır.Tarım araştırmacıları sürdürülebilir tarım üretim sistemlerinin öneminin farkına varmışlardır. Ve bu yöndeki araştırmalara yönelik çalışmalara eğilmenin gerekliliğini anlamışlardır. Sürdürülebilir tarımla birlikte; doğal yaşama olumsuz etkide bulunan zararlıların önüne geçilmiştir. Bilindiği üzere yapılan organik iyileştirmeler toprağın fiziksel, biyolojik, kimyasal özelliklerini iyileştirmekle birlikte ürün kalitesini de artırdığı görülmüştür. Ancak organik tarımın mali girdileriyle geleneksel tarımın girdilerinin bir denge içerisinde tutulması gerekmektedir. Gelecek yüzyıllın beslenme üzerine olacağını düşünecek olursak, organik tarımın gelecekte daha da yaygınlaşmasını ve insanlar tarafından daha çok talep edileceğini söylemek hiç de yanlış olmaz. Ancak organik tarımın ileride insanlar tarafından vazgeçilmez bir düzeye gelmesi için daha çok araştırmaya ihtiyaç vardır.KAYNAKLAR:Bulluck, L.R., Brosius, G.K., Evanylo and Ristaino, J.B. Organic and Sentetic Fertilitiy Amendments Influence Soil Microbial, Physical and Chemical Properties on Organic and Convertiobnal Farm. Ristainom4.cor*m4.cor*, mailto:Jean_Ristaino@ncsu.edumailto:Jean_Ristaino@ncsu.edu, 2002Clark et al., 1998M.S. Clark, W.R. Horwath, C. Shennan and K.M. Scow , Changes in soil chemical properties resulting from organic and low-input farming practices. Agron. J. 90 (1998), pp. 662–671. Abstract-ScienceDirect Navigator.Doran, J., 1995. Building soil quality. In: Proceedings of the 1995 Conservation Workshop on Opportunities and Challenges in Sustainable Agriculture. Red Deer, Alta., Canada, Alberta Conservation Tillage Society and Alberta Agriculture Conservation, Development Branch, pp. 151–158. Drinkwater et al., 1995L.E. Drinkwater, D.K. Letourneau, F. Workneh, A.H.C. van Bruggen and C. Shennan , Fundamental differences between conventional and organic tomato agroecosystems in California. Ecol. Appl. 5 (1995), pp. 1098–1112. Abstract-BIOTECHNOBASE Abstract-Elsevier BIOBASE Abstract-ScienceDirect Navigator Abstract-GEOBASE Abstract-ScienceDirect Navigator Drinkwater et al., 1998L.E. Drinkwater, P. Wagoner and M. Sarrantonio , Legume-based cropping systems have reduced carbon and nitrogen losses. Nature 396 (1998), pp. 262–265. Abstract-GEOBASE Abstract-EMBASE Abstract-ScienceDirect Navigator Full Text via CrossRef Govindasamy and Italia, 1998R. Govindasamy and J. Italia , A willingness-to-purchase comparison of integrated pest management and conventional produce. Agribusiness 14 (1998), pp. 403–414. Abstract-EconLit Full Text via CrossRef Gunapala and Scow, 1998N. Gunapala and K. Scow , Dynamics of soil microbial biomass and activity in conventional and organic farming systems. Soil Biol. Biochem. 30 (1998), pp. 805–816. Abstract PDF (881 K) Halberg, 1999. N. Halberg , Indicators of resource use and environmental impacts for use in a decision aid for Danish livestock farmers. Agric. Ecosyst. Environ. 76 (1999), pp. 17–30. SummaryPlus Full Text + Links PDF (166 K) Hardaker, 1997. Hardaker, J.B., 1997. Guidelines for the integration of sustainable agriculture and rural development into agricultural policies. FAO, Rome, Italy. Langley et al., 1983J.A. Langley, E.O. Heady and K.D. Olson , The macroimplications of a complete transformation of US agricultural production to organic farming practices. Agric. Ecosyst. Environ. 10 (1983), pp. 323–333. Abstract-GEOBASE Liebhardt et al., 1989W.C. Liebhardt, R.W. Andrews, M.N. Culik, R.R. Harwood, R.R. Janke, J.K. Radke and S.L. Rieger-Schwartz , Crop production during conversion from conventional to low-input methods. Agron. J. 81 (1989), pp. 150–159. Lohr, 1998L. Lohr , Implications of organic certification for market structure and trade. Am. J. Agric. Econ. 80 (1998), pp. 1125–1133. Pacini, C., Wossink, A., Giesen, G., Vazzana, C. and Huirne, R. Valuation of Suistainability of Organic, Integrated and Conventional Farming System: a farm and field scale analysis. 2002mailto:cesare.pacini@alg.abe.wau.nlReganold et al., 2001J.P. Reganold, J.D. Glover, P.K. Andrews and H.R. Hinman , Sustainability of three apple production systems. Nature 410 (2001), pp. 926–930. Abstract-EMBASE Abstract-Elsevier BIOBASE Abstract-GEOBASE Abstract-ScienceDirect Navigator Abstract-MEDLINE Full Text via CrossRef Stamatiadis et al., 1999S. Stamatiadis, M. Werner and M. Buchanan , Field assessment of soil quality as affected by compost and fertilizer application in a broccoli field (San Benito County, California). Appl. Soil Ecol. 12 (1999), pp. 217–225. SummaryPlus Full Text + Links PDF (326 K) Workneh et al., 1993F. Workneh, A.H.C. van Bruggen, L.E. Drinkwater and C. Shennan , Variables associated with corky root and Phytophthora root rot of tomatoes in organic and conventional farms. Phytopathology 83 (1993), pp. 581–589.

Hiç yorum yok: