Ana içeriğe atla

Efendimize göre paha biçilemeyen 3 şey

Efendimize göre paha biçilemeyen 3 şey
Kaybetmeden kıymeti bilinmesi gerekenler...
Kur’an’ın pek çok ayeti ve Peygamberimiz’in mübarek sözleri sağlığın korunmasını, sıhhat ve saadetin paha biçilmez bir kıymet olduğunu bu vesile ile elde fırsat varken bu nimetin kadrinin bilinmesini istiyor.Dinimiz, hayat ve saadet dinidir. Hayat ise Allah’ın insana bağışladığı en büyük nimetlerinden biridir. Bu nimetin rantabl şekilde kullanılması için de dinimiz sağlığın korunmasına çok büyük bir önem verir.

Kur’an’ın pek çok ayeti ve Peygamberimiz’in mübarek sözleri sağlığın korunmasını, sıhhat ve saadetin paha biçilmez bir kıymet olduğunu bu vesile ile elde fırsat varken bu nimetin kadrinin bilinmesini önemle bildirir. Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

"Üç şeyin kıymetine paha biçilmez: Emniyet, sıhhat ve yeter derecede geçim." Ashabdan Hz. İbn Abbas: "Ey Allah’ın peygamberi, üzerine farz olan namazı kıldıktan sonra Allah’tan ne isteyeyim?" diye sorduklarında Peygamberimiz: "Sıhhat ve afiyet iste." buyurmuşlardır.

SAĞLAM KAFA SAĞLAM VÜCUT

Dinimizin sağlığa verdiği mana ve ehemmiyeti, Allah Resulü şöyle ifade ediyor: "Güçlü kuvvetli bir Müslüman, zayıf bir Müslüman’dan daha hayırlıdır." Halkımız arasında sürekli kullanılan "Sağlam kafa sağlam bünyede bulunur." sözü de aslında manası Kur’an’da bulunan büyük bir hakikatin ifadesidir.

Allah Resulü bir başka hadislerinde hayatı yaşarken dikkat etmemiz gereken çok önemli beş esası bildirerek aslında bir manada hayatında özetini peygamberane bir dehayla bize tavsiyede bulunuyorlar. Peygamberimiz şöyle buyuruyor: "Hasta olmadan evvel sıhhatinizin, ölüm gelip çatmadan evvel hayatınızın, fakirliğe düşmeden evvel servetinizin, ihtiyarlamadan evvel gençliğinizin, meşguliyetten evvel boş vaktinizin kadrini biliniz ki pişman olmayasınız."

İnsanlık tarihinde mikrop denilen ve hastalıkların bulaşmasına vesile olan varlıkların cismi değil, ismi bile bilinmezken, salgın hastalıklar bütün insanlığı kırıp geçirirken dünyaları fetheden sultanlar, krallar bile bir mikroba yenilip giderken mikrobun varlığını insanlığa ilk haber veren ve temizlikle, koruyucu hekimlikle ondan korunmasını tavsiye eden Peygamberimiz olmuştur.

Bizlere en güzel örnek olan Allah Resulü, bununla da yetinmemiş o mübarek yaşayışları ile sağlığı korumanın en güzel örneğini vererek, hayatlarının her anını yemesi, içmesi, yatması, kalkması dahil her şeyi belli bir düzene koymuşlardır. Hep itidal üzere hareket ederek her konuda israftan kaçınır, özellikle yemek ve içmekte itidale riayet ederlerdi. Suyu yudum yudum içer ve su kabına solunmamasını emrederdi. Sağlığı korumak için tedbirli hareket etmemizi buna rağmen hasta olunca da mutlaka tedavi olmamız gerektiğini ısrarla tavsiye etmişlerdir.

TEMİZLİK DİNİN RUHUDUR

Dinimiz, sıhhat ve saadetin kaynağı olan temizliğe de bu açıdan yaklaşarak büyük bir önem verir. Temizlik, dinin ruhudur. Bunu Allah Resulü "Temizlik imandandır" diyerek ifade buyurmuşlardır. Kur’an insanı ilgilendiren bütün konularda olduğu gibi hayatın korunması ve en güzel şekilde yaşanabilmesi için burada da devreye girerek insana bir ömür boyu vazgeçilmez esaslar ortaya koyuyor. Bu açıdan hayata karşı dikkatsiz ve ilgisiz kalarak "Kendi kendinizi tehlikeye atmayınız." (Bakara, 2/195) buyuruyor.

İslam’ın insanlık âlemine ilk hediyelerinden birisi temizlik olmuştur. Dünyanın pek çok yerlerinde görülen hastane, eczane, çeşme, hamam gibi sıhhi ve medeniyetin simgesi olan tesisler, hep İslam’ın eseridir. İslam sadece bu eserleri ortaya koymakla kalmamış, ayrıca sağlığı koruma bilgisine de büyük bir önem vererek bu suretle Müslümanlar arasından İbn Sina’lar, Razi’ler gibi çok büyük ve değerli hekimlerin çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

THE TOPKAPI PALACE MUSEUM

TOPKAPI SARAYI Topkapi Palace was home to all the Ottoman sultans until the reign of Abdulmecid I (1839-1860), a period of nearly four centuries. The order for the construction of the Topkapi Palace on the Seraglio Point overlooking both Marmara and Bosphorus was given by Mehmed II after the conquest of Constantinapolis in 1453. The place was then an ancient olive grove. The final form of the first palace covered an area 700m², and was enclosed with fortified walls 1400 meters in length. The walls were pierced by a number of gates, namely the Otluk gate, the Demir gate and the Imperial gate (Bab-i Humayun), and a number of minor angled gates between them. After the reign of Mehmed II the Conqueror, the palace grew steadily to form a city like complex of buildings and annexes, including a shore palace known as the Topkapi shore palace, as it was situated near the cannon gate -Topkapi- of the ancient walls of Istanbul. When the shore palace was burned down in 1863, it lent its name to ...

Lepistes