Ana içeriğe atla

Şeytan ve dostları



Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çağırmış.Açılış konuşmasında demiş ki: Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz.Allah ile bir kere bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor. Dostları demiş ki: Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım? Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarınıçalın, böylece Allah ve elçisi ile bağlantı kuramasınlar..Sizden isteğim budur.
Şeytan devam etmiş: Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar.Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız?Şeytan:Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda: Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..'Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et ! Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saatçalışmalarını ve böylece hayatlarında boşluk kalmaması için planlar yap! Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle! Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefismuhasebesi) dinleyemesinler!Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır. Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları. Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan:Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde, kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombarıdmanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk maillerle, sipariş katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve boş umutlarla doldur!Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve hanımlarından hoşlanmasınlar!Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla!Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi veremezlerse,erkekler bu sevgiyi başka yerlerdearayacaklardır!Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına,fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara,konserlere, sinemalara vs götür! Oralarda kavga çıkarıpbirbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-partidostluklarını ve dedikoduları teşvik et!İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifet saysınlar! Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler! Kurnazca plan için dostları şeytanıçılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde orayaburaya koşuşturacaklarına, Allah'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler. Sence bu plan başarılı mı?
Eğer MEŞGUL değilsen bu yazıyı başkalarınada okutabilirmisin?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

THE TOPKAPI PALACE MUSEUM

TOPKAPI SARAYI Topkapi Palace was home to all the Ottoman sultans until the reign of Abdulmecid I (1839-1860), a period of nearly four centuries. The order for the construction of the Topkapi Palace on the Seraglio Point overlooking both Marmara and Bosphorus was given by Mehmed II after the conquest of Constantinapolis in 1453. The place was then an ancient olive grove. The final form of the first palace covered an area 700m², and was enclosed with fortified walls 1400 meters in length. The walls were pierced by a number of gates, namely the Otluk gate, the Demir gate and the Imperial gate (Bab-i Humayun), and a number of minor angled gates between them. After the reign of Mehmed II the Conqueror, the palace grew steadily to form a city like complex of buildings and annexes, including a shore palace known as the Topkapi shore palace, as it was situated near the cannon gate -Topkapi- of the ancient walls of Istanbul. When the shore palace was burned down in 1863, it lent its name to ...

THE BOSPHORUS

THE BOSPHORUS The Bosphorus is approximately 30 km long, and at its narrowest point the Anadolu and Rumeli fortresses face each other across it. Here the width of the strait is about 800 meters. On the surface, the Bosphorus flows like a river from the Black Sea to the Marmara. This current gets much stronger and becomes truly dangerous around the fortresses. Below the surface current, there is another current flowing in the opposite direction. These currents have always constituted a threat for the ships crossing the strait. The Bosphorus is like a narrow valley and it has an average depth of 50 and a maximum depth of 110 meters. Because of the currents and the different temperatures on various levels, the Bosphorus is a paradise for fish. The fish migrate between the Black Sea and the Marmara according to the season. These fish, peculiar to these waters, are caught during the migration seasons. Nowhere else can one find such fine-tasting fish. Until recent times, the settlements alon...